fbpx

Yazarlar

Published on Aralık 28th, 2019 | by Avrupa Forum 20

0

Umut Diyalogları (5) – Cengiz Türüdü & Naim Kandemir

KONKE KUYOBA KUHLE*

Cengiz- Bir çocuk bütün Türkiye’nin özlemini dile getirdi. Çocuktan çıkan güzelliğe bak. Bütün Türkiye ne istemiş? Her şeyin güzel olmasını istemiş. Türkiye sahip çıktı ona. Türkiye’nin sloganı, şarkısı, müziği oldu. Türkiye’de dayanışmanın, günlük yaşamın sloganı oldu.

Bu tek cümleyle ne demek istedi biliyor musun? Hayatı, toplumu, devleti o kadar kirletmişler ki artık bıkmışlar, bu kirden iğrenmiş insanlar ve bir güzellik arar hale gelmişler. Ve o çocuk çıkıp her şey güzel olsun, dedi. Bütün Türkiye bunu bir tepkiye dönüştürerek her şey güzel olacak, diye ayağa kalkıyor. Türkiye’nin özlemi bu işte.

Naim- Çocuğun bu cümlesi İmamoğlu’nun kampanyasının ana sloganı oldu. İmamoğlu bunu benimseyip ana sloganı yapmış olabilir de bu dilek, bu slogan tüm solcuların sahiplenmesi gereken bir slogan. Sadece İmamoğlu’na şamil değil.

Cengiz- Toplum duygusunu dile getiriyor, toplum bunu istiyor. Bu sloganı apolitik bulmak için ahmak olmak lazım. Bu slogan toplumun istediğini sembolize ediyor. Adaletli, insan haklarına saygılı, özgürlükçü, demokrat, kaliteli eğitim, çağdaş yaşam; toplum bunları istiyor. Laiklik, aydınlanma, uygar dünyanın bir parçası olmak, bilim, sanat diyen milyonlarca insan var her şeye rağmen.

Adam bunu anlamıyor. Bunu anlamadığı için topluma önderlik edemiyor. Kime önderlik edeceksin? Önce toplumun taleplerini, özlemlerini, arzularını anlayacaksın ki önderlik edebilesin. Senin siyasetin de bu sloganın siyaseti olacak.

O çocuk kendiliğinden buldu doğru cümleyi. Toplumun özlemini dile getirdi. Ruhundaki güzelliği serdi ortaya.

Naim- O çocuk o cümleyi slogan olsun diye söylemedi. Kalbinden, içinden gelen duyduğu özlemi bir cümleyle dile getirdi.

Cengiz- Aslında ne oldu biliyor musun? Senin Bir Çocuğun Saflığıyla adında bir kitabın var ya, o oldu işte. 13 yaşında bir çocuk, çocuk saflığıyla son yılların en güzel cümlesini kurdu.

İnziva Diyalogları’nda çok anlattık bunu. Hayatın dışında devrimcilik olmaz. Devrimcilik bütün günahıyla, kusuruyla, eksiğiyle, bilgeliğiyle, cahilliğiyle hayat içinde doğar, hayat içinde şekillenir, hayatın içinde gelişir. Hayatın dışında devrimcilik de olmaz, solculuk da olmaz. Laklakla bu iş olmaz. Kuru laflarla bu iş olmaz. Olacaksa, olduğu kadarıyla hayatın içerisinde olur. Başka yerde olmaz.

Naim- Dün, iki yıl önce Kars’ın bir köyünde tanıştığımız köy dernek başkanı bir kadın ve eşiyle bir etkinlikte karşılaştık. Etkinlik sonrası onları yaşadığımız şehirde misafir ettik. Köy derneğinin kuruluş çalışmalarını, dernekleşerek köylerinde köy halkıyla birlikte neleri kendi kendilerine başardıklarını birinci ağızdan dinleyip gurur duyduk.

Bizim solun kaybedilen kitle bağlarını yeniden kurarak örgütlenmesi için bu tür çalışmalar yapan insanlarla, oluşumlarla hiç vakit kaybetmeden ilişkiye geçmesi gerekir. Bu tür çalışmalar solun örgütlenmesi için çok önemli imkânlar.

Bu tür oluşumlar, kendi alanlarında kendi imkânlarıyla, becerileriyle yaşadıkları yerlerdeki toplumu ilgilendiren çok güzel işler yapıyorlar. Çok derin analizlere, laf cambazlıklarına gerek yok. İnsanlar el yordamıyla da olsa çalışıp, bir araya gelip ortaya koymuşlar.

Çok uzun lafa gerek yok. Şöyle bir baktığımızda ülkeye; mevcut sorunlar karşısında; çevre talanına, çeşitli alanlardaki üretim sorunlarına ve diğer birçok alanda halk kendi meşrebince, becerebildiği kadar cırmalıyor hayatı.

Olan nedir biliyor musun? Halk elini uzatmış aslında. Elit ağızların söylediği gibi halkın tümü öyle “makarnacı” falan değil. Burada önemli olan halkın uzattığı o eli görecek insanlar ve örgütlenme olmaması.

Elini uzatan halk şöyle diyor: -sen gel bana bu işi öğret falan demiyor- bak ben böyle bir şey yaptım; burada kooperatif, şurada şöyle bir dernek kurdum, hayatı örgütledim. Bana laklak etme, gel; sen benden daha akıllısın, daha eğitimlisin, ben bu kadar yapabildim, gel bunu büyütüp daha ileri götürelim. Bunun rehberliğini yap bana, diyor.

Cengiz- Solun kibirden kurtulması lazım. Lenin Hayatı Ve Eserleri diye Henri Lefebvre’nin bir kitabı var. Orada anlatılıyor.

Plehanov da o zamanlar çok etkili bir adam, Lenin de. Plehanov soğuk bir adam. İşçilere karşı elitist biri. Kibirli bir adam yani. Uzak duruyor işçilerden. Lenin ise tam tersi. Lenin öyle alçak gönüllü bir adam ki; işçileri, yoksulları müthiş seviyor. O gariban insanları çok seviyor. Böylece Parti tabanında bir Lenin efsanesi doğuyor Lenin’in o tavrından dolayı. Bu yüzden en çok Lenin’i seviyor partideki yoksul, işçi militanlar.

Lenin onlarla yemek yiyor, ellerini tutuyor, onları seviyor, onlarla konuşuyor; eşit arkadaşlık kuruyor onlarla. Lenin onlara sevgi sunuyor ve karşılığında sevgi seli alıyor.

Rus devrim tarihinde, RSDİP’in kuruluşundan Ekim Devrimi’ne kadar, hatta daha sonrasına kadar Lenin’le işçiler arasında kopmaz, manevi bir bağ var. Bu bağ hiç zayıflamıyor, kopmuyor. En zor koşullarda bile varlığını sürdürüyor. Ekim Devrimi’nde bu zirveye çıkıyor.

Lenin’le parti tabanındaki işçiler arasında mıknatıs gibi müthiş bir bağ var. Bu bağ hayat içerisinde sürekli güçleniyor. Büyüyerek Ekim Devrim’i gerçekleştiriliyor. Lenin’de kibir, elitizm yok, kompleks yok. Doğallık, sadelik var.

***

Bak sana bir şey söyleyeyim. Sizin orada yaptığınız aslında modern bir Köy Enstitüsü uygulaması. Onlar halkçı birer eğitmenler. Başlarındaki hocaları müthiş bir halk eğitimcisi zaten. Yaptıklarını yürekleriyle yapıyorlar. Onlar eğitimin panterleri.

İşte Türkiye’de solun en büyük sorunlarından birisi bu eğitim ağını gerçekleştirmek, başarmaktır. Bu sol eğitim ağını ülke çapında kurabilmek solun en acil sorunlarından birisi. Bu tip insanlarla, eğitmenlerle bu iş başarılabilir.

Hayatın içinde hayatı örgütlemiş, başarılı olmuş, örnek yaratmış, yarattığı örnekleri geliştirmiş bu tip insanlarla bu işler olur. Solculukta laklak, işkembeden sallama dönemi bitti. İçki içip kadeh kaldırarak feysbuk’ta gösteriş yapmanın bir değeri yok, saygınlığı yok. Böyle solculuk olmaz. Lenin demiş ki, Marks demiş ki; bu da bitti.

Naim- Artık, yaparak hatta birlikte yaparak göstereceksin. Yanında olmasını istediğin insanlarla ne iş yapacaksan, hayatı nerede örgütlemek istiyorsan onlarla birlikte yapacaksın o işi. Toplumun her alanını kale yapmak için çalışacaksın.

Gidip onlara anlatmakla olmaz. Bu iş belediye kursu olmaktan çıktı. Bunu görmek lazım. Sen anlat, onlar solcu olsun, yok öyle kolaycılık artık.

Cengiz- Öyle bir devrimcilik anlayışı başarısız oldu işte. Devrim ağalığı da bitti.

Naim- O zamanlar aslında kolay yolu seçmişiz; 20 klasik ezberle, ağzın biraz laf yapıyorsa, cümle kurmayı da biliyorsan, iki omuz hareketiyle bazıları görev tamamlandı sandı. Kaç yüz bin, kaç milyon insan vardı bizim tarafta, hatırla ’80 momentinden önce… Bu kadar kalabalığa, koşturmaya niye yenildik?

Cengiz- Altı boş, koful bir örgütlenmeydi, onun için yenildik.

21.05.2019

( *) Diyaloğun başlığını Türkçe yazınca internette engellendiği için “Her şey güzel olacak”ı Zuluca yazdım.


Umut Diyalogları 1-4:
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-cengiz-turudu-naim-kandemir/
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-2-cengiz-turudu-naim-kandemir/
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-3-cengiz-turudu-naim-kandemir/
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-4-cengiz-turudu-naim-kandemir/

Paylaşmak için:

Tags: ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑