fbpx

Yazarlar

Published on Ocak 18th, 2020 | by Avrupa Forum 20

0

Umut Diyalogları (8) – Cengiz Türüdü & Naim Kandemir

KARAKTER AŞINMASI

-Önceki 7 diyalog ekte-

Naim- Sol muhalefet deyip duruyoruz ya… O da içinde katman katman. Âdeta futbol ligleri gibi. Kuşaklara baktığımızda da bunu görüyoruz. Günümüzde bu ligler çok daha belirginleşti.

Birinci ligdekiler: Biz bedel ödedik, deyip eski devrimci kimlikleriyle hayatı idare ediyorlar.

İkinci ligdekiler: Eskiden önlerde iken, bugün hala para-mülk peşinde cevvalliklerini sürdürüyorlar.

Üçüncü ligdekiler: Zamanında biz yandık aman çocuklarımıza bir zeval gelmesin, diye kafalarını kuma gömmüşler.

Amatör kümedekiler ise; hala zihinleriyle, yürekleriyle, mülksüzlükleriyle, inandıkları, doğru bildikleri uğruna yaşayıp hayata renklerini katmaya çalışıyorlar.

İşte böyle bir muhalefet var gözümüzün önünde.

Vaziyeti böyle görünce, insan düşünmeden edemiyor.: 68-78 kuşaklarından yüzlerce genç öldürüldü, asıldı, sakat kaldı, delirdi, devletin zulmüne uğradı. Bunlar için miydi? Sormadan edemiyor insan kendine?

Bırakalım AKP tabanını, sağcı, gerici tabanı; sol, muhalif kesim içinde de böyle ligler oluşmuşken bu insanlar için mi ölündü?

Bizim kuşaklar başarıya ulaşsaydı, bu ligciler de bu başarıdan nemalanmak için delice seyirteceklerdi, diye içerliyorum.

Cengiz- Ben de çok içerliyorum. Karaktersiz çok. Karakter aşınması önemli bir kavram. Olan bu. Eski duygu, vicdan kalmamış. Bencilleşmişler, acayip bir mülk tutkunu olmuşlar. Hep bir gösteriş peşindeler. Daha iyi bir kadınla birlikte olmak, daha ünlülerle yemek yemek; bu tür şeylerle uğraşıyorlar.

Naim- Bir de ölü seviciler var. Sol muhalif kesimde ünlü insanlarla, nerede nasıl ilişki kuruyorlarsa, aynı kareye girmişler ve sanki tetikte bekliyorlar. Ünlü kişi ölünce veya başına bir felaket gelince hoop sandıklarından hemen ünlüyle çektirdikleri fotoğrafı çıkarıp altına yaldızlı iki cümle yazarak sosyal medyada paylaşıyorlar.

Cengiz- Işıklar içinde yatsın, yıldızlar yoldaşı olsun!

Naim- Materyalistlerden metafizik uğurlama seansları! Malzeme bu, toplum bu, ülke bu; ne yapacağız?

Cengiz- Çok çürük, çok bozuk…

Naim- Onlara küsüp de ideallerimizden, yaşam biçimimizden vazgeçecek değiliz ki. Bizim kuşağın ayakta olan çocukları, bunlar için, halkı kurtarmak için devrimci olmadı. Onlar vicdanlarının sonucu devrimci olup devrimci kaldılar.

Cengiz- Baksana çevrene, eski arkadaşımız parayı bulur şımarır, eski arkadaşlarını aramaz, onlardan kaçar hale bile gelir.

Eskiden aramızda devrimciliğin verdiği genel bir eşitlik vardı. Dostluk, yoldaşlık temelinde bir eşitlik. O kayboldu.

30-40 yıl yoklar. Faniliğin finaline ramak kala gelip “n’aber” diyor. Ben sana inanacak kadar geri zekalı mıyım?

Naim- Flash Tv ve benzer kanallarda, aileden biri kaybolmuş ve 30-40 yıl sonra televizyoncuların katkısıyla o kayıp bulunur da, dramatik bir müzik eşliğinde, ağır çekimde kavuşma sahneleri olur ya, işte o sahneler gözümün önüne geliyor böyle 30-40 yıllık rötarlı eski arkadaşları görünce…

Cengiz- Tabii, geldiklerinde hemen çat bir fotoğraf, düştük mü sosyal medyaya!

Naim- Vay yoldaşım naraları, boğarcasına kucaklama… “40 yıl önce seninle kuşlama, yazılama yapmıştık,” diyor. Ne yapalım şimdi? 40 yıldır sen neredeydin kardeş? Bütün enerjini para kazanmaya harcadın. Şimdi imamın kayığı korkusu sardı seni, geldin eski dostlarını arıyorsun.

Cengiz- Biz kendi yolumuza devam ediyoruz. Becerebildiğimiz kadar okuyoruz, düşünüyoruz, yazıyoruz, paylaşıyoruz. Ne geçmişte, ne şimdi bu gibilere el açmadı bizim kuşağın yiğit çocukları. Geçmişte onlarla aynı grupta ama ayrı dünyalardaydık…

Naim- Bizim gibi insanlar vefa anlamında taşralılığımızı kaybetmedik. Ben bu taşralılıktan da memnunum ayrıca.

Cengiz- Taşralılık denilen: insanilik. Taşralılık niye hor görülsün? Bin yıllık geçmişi var taşralılığın. Binlerce hayat var taşrada. Taşralılığı olumsuzluk olarak ele alıp eleştirmeleri burjuva elitlerinin uydurması.

Taşranın, köyün güzelliği yok mu? Anadolu’nun güzelliği yok mu? Bilgeliği, kültürü, görenekleri, çok güzel değerleri yok mu? Onlar ne olacak? Dar kafalılık anlamında taşralılık eleştirilebilir.

Ben taşralıyım, sen de taşralısın. “Benim Amarcor’dum”da o çevreyi, arastayı anlatıyorsun. Kaç kişinin çocukluğu o arastadaki kadar güzel geçti? Taşra işte, al sana değerler! Oraların sıcaklığı, samimiliği, esnafların, halkın içtenliği, dayanışması, dürüstlük, güven hepsi var orada.

Naim- Zaten bu eleştirdiğimiz insanlar, “Benim Amarcord’um”daki gibi bir çocukluk yaşamış olsalardı, bu kadar bozulmazlardı. Taşrada arastada, sokakta büyüme, sokaktaki paylaşımlar onların bozulmasını önlerdi.

Cengiz- O arastanın aşısını alsalardı, o insaniyet aşısını alsalardı böyle olmazlardı.

Naim- Arasta, taşra dediğimiz yerin çok özel bir yeriymiş. Yıllar sonra bunu fark ediyoruz tabii.

Cengiz- Biz kendimizi keşfederken, içinden doğduğumuz toplumu da keşfediyoruz aynı zamanda. Anadolu bilgeliğini keşfettik en azından. Anadolu değerlerini keşfettik.

Naim- Metropole, Ankara’ya geldik diye taşradan kaçmaya çalışmadık.

Cengiz- Tekrar geri döndük, tekrar keşfettik. Taşranın neyini eksik görüyoruz, bir de oradan baktık. Eskiden taşranın içinden bakıyorduk. Bir de Ankara’dan, metropolün içinden baktık taşraya.

Naim- Karadeniz Dev-Genç de dahil, biz taşradan temiz bir kan aldık. O temiz kan bizi bu günlere getirdi. Aldığımız temiz kanın içine neler zerk edildi, neler yapıldı ama o temiz kan dirayetli, mücadeleci çıktı ve bünyeyi savundu.

Cengiz- Solun en büyük aptallığı, Kemalist elitlerden etkilenerek Anadolu’yu cehaletin, görgüsüzlüğün, kabalığın yuvası, simgesi olarak görmek oldu. Anadolu’da birçok görgülü, bilgili, güngörmüş, hayat deneyleri yaşamış insan var, halk var.

Naim- Bu sakat sol söylem, AKP tabanıyla Anadolu’daki kitleyi özdeşleştirdi bilerek bilmeyerek. Bu halkın hepsi mi AKP’li?

Cengiz- AKP’den nefret eden birçok demokrat Anadolu insanı var. Anadolu Aydınlanması diye bir kavram var. Bunlar boş şeyler değil ki. Bu ülkede Anadolu Aydınlanması yaşandı Cumhuriyet’le birlikte. Anadolu Aydınları diye de bir kavram var. Ne olacak bu insanlar? Nereye koyacaksın onları?

Sonradan görmelik sadece kıyafetle olmuyor. Görgüde de sonradan görmelik oluyor. İnsan sindire sindire hayatı yaşamayınca böyle dangalakça şeyler söyleyip savunabiliyor.

Annesinin babasının yoksulluğunu unutuyor. Eski çevresinden, arkadaşlarından kaçıyor. Açık söyleyeyim: ben o yoksul, gariban çocukları daha çok özlüyorum.

Naim- Bu maddi yoksulluk. Ama duygu, zihin, vefa, dostluk, arkadaşlık, vicdan yoksulluğu çok daha kötü. Bizim eleştirdiğimiz insanlarda, işte bu yoksulluklar var. Bunlar yaşlılıklarına doğru bu yüzden dengesizleşiyorlar. Çok paraları var, kafaları, yürekleri sakat. O kadar parayı nerene koyacan şimdi? Hadi bakalım!

Cengiz- Kibir, kapris, kendinde bir özellik bulma vehimleri. Sen kimsin ya? Senin yeteneğin, bilgin, mücadelen, topluma hayata katkın ne? Sen bu rasyonel ölçüleri niye kullanmıyorsun?

Naim- Sınıf aidiyeti, sınıf mensubiyeti gibi kavramları da bilmiyorlar mı? Bilip de aptala mı yatıyorlar? Sen çok para kazanmakla burjuva sınıfının mensubu olamazsın!

Cengiz- Sen yılların devrimcisisin; ekonomi politik okumuşsun, sen niye özeniyorsun burjuvaziye? Sen kendi sınıfından niye rahatsızsın? Ben bunu anlamıyorum. Sen geçmişte onun hakkında konuştun, burjuvazi şöyledir, burjuvazi böyledir, dedin. Yıllarca burjuvalar hakkında kitap okudun, burjuvazinin kimliği, yapısı, özellikleri hakkında seminer verdin. Niye sen bu kadar pis bulduğun bir sınıfa özeniyorsun? Onlar gibi davranmaya çalışıyorsun, onların görgü kurallarını taklit ediyorsun, onlar gibi giyinmeye çalışıyorsun; niye yapıyorsun bunları? O ihtiyacı yaratan boşluk nereden kaynaklanıyor? Kadın meselesinde de bunlar sorunlu. Mesela benim annem ümmi. İnsandı ve anneydi.

Naim- Onlar duygularıyla, gözlemleriyle, hayattan öğrendikleriyle hayatlarını kurmuş ve yönetmişler.

Cengiz- Niye ben annemden utanayım ki? Beni emzirmiş, büyütmüş, en çileli günlerimde yanımda yer almış, sevgiyle şefkatle ruhumu iyileştirmiş, beni hayata bağlamış, bana en büyük emeği sarf etmiş bir insanı ben niye unutayım ki? Annemi, babamı niye unutayım? Onlar beni var ettiler. Acımı, açlığımı, yoksulluğumu onlarla paylaştım. Annemi, babamı, kardeşlerimi, arkadaşlarımı niye unutayım?

Sanırım Aziz Nesin’den okumuştum. Kapıcılıktan gelip zengin olan insanlar vardı. Zengin olan adamın babası kapıcıymış. Zengin olduktan sonra evinin salonundaki duvara pek bilinmeyen bir Osmanlı paşasının resmini asmış, onun torunuyum, diye…

Naim- Çok alçakça ve acınacak bir durum. Zavallılık. Bizimkiler henüz o aşamaya gelmediler ama her an evlerinin salonunun duvarına eski bir paşa resmi asabilirler! Oysa ki geçmişini de gölgesini de kimse değiştiremez.

22.08.2019

Ankara-İstanbul


Umut Diyalogları 1-7:
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-cengiz-turudu-naim-kandemir/
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-2-cengiz-turudu-naim-kandemir/
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-3-cengiz-turudu-naim-kandemir/
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-4-cengiz-turudu-naim-kandemir/
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-5-cengiz-turudu-naim-kandemir/
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-6-cengiz-turudu-naim-kandemir/
https://avrupaforum1.org/umut-diyaloglari-7-cengiz-turudu-naim-kandemir/

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑